"Artık sistemin bile kendi düzenini kurmaya çalıştığı bir dönemdeyiz. En son yaşanan olay rapor olayı malumunuz. İlk dönemin sonunda başımıza öyle bir olay geldi ki tam anlamıyla fıkra olarak gelecek nesillere aktarabiliriz bu durumu. Normal düzende bir gün için rapor alırsanız o gün iki sınavınız varsa bir tanesine girip rapor alıp öbürüne girmeme şansınız yoktur. Bu mantıklı olanıdır. Çünkü öğrencinin ‘sinsiliğine’ karşı alınan bir önlemdir. Ancak bize öyle bir uygulama yapıldı ki rapor sınav saatini kapsamıyor dendi. Halbuki raporda yazan şey bir gün istirahattir. Bu uygulama aynı zamanda 9’daki sınavlara hiçbir zaman rapor alamayacağımızı da bize söyler. Çünkü muayeneler 9’da başlıyor en erken 10 gibi rapor alabiliriz. Ben sizi uyarayım da. Durumu değerlendirdiğimiz zaman kötü niyetli arkadaşların sayısı da çok fazla, okul da bunun farkında ve bunun önüne 'hukuksuzlukla' geçmeye çalışmışlar ama oturup da bir düşünen olmamış ki bu sürece nasıl geldik diye. Bu sürece bir üniversite öğrencisine lise talebesi muamelesi yaparak yani öğrencinin 'bütünleme' hakkını elinden alınarak gelindi. Eee bizler de salak değiliz sonuçta belli kapasite ile buralara geldik ki Türk insanının aklının da genelde böyle durumlarda daha hızlı çalıştığını düşünürsek rapor sistemi döndü dolaştı yarı bütünleme sistemine döndü."
30 Mart 2012 Cuma
28 Mart 2012 Çarşamba
"Nefret suçu işleyen kimseyi bu suçu işlemeye iten olguların temelinde sosyolojik, psikolojik ve hatta tarihsel birçok sebep yatar. Önyargılar çoğu zaman toplum tarafından oluşturulur ve bu suçu işleyen kimseye adeta empoze edilir. Kişi sadece bulunduğu çevre dolayısıyla bile kendini bu söylemlerin ve suç temelli davranışların uygulayıcısı olarak bulabilmektedir."
26 Mart 2012 Pazartesi
Basın Özgürlüğü Demişken...
“Bana, bütün özgürlüklerden daha çok, vicdana uygun bir şekilde özgürce bilme, ifade etme ve tartışma özgürlüğü verin.
Kim bilmez ki gerçekliğin neredeyse ‘mutlak güç’ kadar kudretli olduğunu? Onun kurallara, hilelere ya da ehliyete ihtiyacı yoktur ihtişamını koruması için; bunlar yanlışlığın onun gücüne karşı kullandığı bahaneler ve savunmalardır. Ona yalnızca bir oda verin ve uyuduğunda ona engel olmayın, çünkü o zaman gerçeği söylemez; tıpki yaşlı Proteus’ un yakalanıp bağlandığında yalnızca kehanetlerini söylemesi gibi, o zaman kendini türlü şekillere sokar ve kendi şeklini kaybeder. Belki de tıpkı Mikaiah’ ın Ahab karşısında yaptığı gibi sesini zamanın sesine göre ayarlar, ta ki kendisi gibi olması için yalvarılana kadar…”
John Milton
Kim bilmez ki gerçekliğin neredeyse ‘mutlak güç’ kadar kudretli olduğunu? Onun kurallara, hilelere ya da ehliyete ihtiyacı yoktur ihtişamını koruması için; bunlar yanlışlığın onun gücüne karşı kullandığı bahaneler ve savunmalardır. Ona yalnızca bir oda verin ve uyuduğunda ona engel olmayın, çünkü o zaman gerçeği söylemez; tıpki yaşlı Proteus’ un yakalanıp bağlandığında yalnızca kehanetlerini söylemesi gibi, o zaman kendini türlü şekillere sokar ve kendi şeklini kaybeder. Belki de tıpkı Mikaiah’ ın Ahab karşısında yaptığı gibi sesini zamanın sesine göre ayarlar, ta ki kendisi gibi olması için yalvarılana kadar…”
John Milton
Çevrenin Enerjiyle 'HES'aplaşması
"...Burada ekonomik şartların baskısı hükümetleri çevre konusundaki duyarlılıklara karşı bir sağırlığa, hatta geleceğe bakışta bir miyopluğa sevk ediyor. Şöyle ki, ülke ekonomisinin belini büken enerji ithalatı yüzünden, Doğu Karadeniz’de kurulması planlanan HES projeleri devletin ağzını sulandırıyor ve çevre etkileri görmezden geliniyor..."
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ile yaptığımız söyleşiden
"...Ondan sonra tabi örgütlenme özgürlüğü geliyor ve bugünkü gençlik, üniversite gençliği ne kadar bilinçli yetişirse; ne kadar saydamlık ilkesi, demokrasinin temel değerleri, insan haklarının temel olduğu, insan onurunun temel olduğu bilincini içselleştirirse yarına daha umutla bakılabilir ki siz zaten dergi çıkarma gibi çok meşakkatli bir çalışmaya giriştiğinize göre böyle bir sürece katkıda bulunmayı daha baştan kabul etmiş oluyorsunuz."
İkarus Çok Yakında Yayında!
Hukuk Fakültesi öğrencilerinin ürünü olan İkarus, ilk sayısını Nisan 2012'de çıkartmıştır. Hiçbir siyasi gerçek ya da tüzel kişilikle bağlantısı olmayan İkarus'un yazar kadrosu ileride akademik çalışma hedefleyen öğrencilerden oluşmaktadır. İkarus'un amacı güncel sosyal, hukuki, siyasi sorunları insan hakları düzleminde farklı bakış açılarıyla ele alarak çözüm arayışlarına yeni perspektifler sunmaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




